Belkide içmeseydim o şarabı
Belkide sevişmezdik o zaman aşık gibi...
Uykulu bir keman sesi gibi yorgundu gece
Ve kabuslar alacakızıl
Ateşliydik, üşümezdik...
Örtmeseydin o pencereyi keşke...
...........................................................
Mecazıma bakma sen.
Mecali kalmadı dayanmaya aşkın
Zaten kırdın lades kemiğini
Eline bir şeyler verme şaşkın...
............................................................
En az bir dörtlük en az
En az bir dörtlük anlatır seni
Seviyorum desem kimse anlamaz
Alt alta dört kere yazsam anlarsın belki...
.............................................................
Bir delinin günlüğünü okudun kadın.
Mutlu musun ? şimdi aklın var diye...
Yada çekici gelmiyor mu ? delilik...
Bu sahte akıllılık niye ?
............................................................
Pigmentlerine ayrılmıştı gözlerinin rengi. Ama solgun.
Tıpkı ölüm kartelası gibi.
Beyazdı tenin, sadeydi, pürüzsüzdü.
Gergindi derin, mattı, dokunulmazdı.
Tıpkı...tıpkı ceset gibi.
...........................................................
DELİSİN
SENDE EN AZ BENİM KADAR DELİSİN
ANLAMAMAZLIKTAN GELME
BENİ DELİ EDECEK KADAR DELİSİN....
..........................................................
Tırnak izlerin vardı omuzlarımda
Aynaya son baktığımda...
Senin nazarında bir şakaydı belki... ama
Benim için belki hatıra...
...........................................................
Sen benim çok bilinmeyenli denklemim
Sen benim asal sayım
Ben seni kare köklerinden buldum
Ne olur bizi hesaplayın...
B.E.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder