14 Eylül 2010 Salı

KARMA

Belkide içmeseydim o şarabı
Belkide sevişmezdik o zaman aşık gibi...
Uykulu bir keman sesi gibi yorgundu gece
Ve kabuslar alacakızıl
Ateşliydik, üşümezdik...
Örtmeseydin o pencereyi keşke...

...........................................................

Mecazıma bakma sen.
Mecali kalmadı dayanmaya aşkın
Zaten kırdın lades kemiğini
Eline bir şeyler verme şaşkın...

............................................................

En az bir dörtlük en az
En az bir dörtlük anlatır seni
Seviyorum desem kimse anlamaz
Alt alta dört kere yazsam anlarsın belki...

.............................................................

Bir delinin günlüğünü okudun kadın.
Mutlu musun ? şimdi aklın var diye...
Yada çekici gelmiyor mu ? delilik...
Bu sahte akıllılık niye ?

............................................................

Pigmentlerine ayrılmıştı gözlerinin rengi. Ama solgun.
Tıpkı ölüm kartelası gibi.
Beyazdı tenin, sadeydi, pürüzsüzdü.
Gergindi derin, mattı, dokunulmazdı.
Tıpkı...tıpkı ceset gibi.

...........................................................

DELİSİN 
SENDE EN AZ BENİM KADAR DELİSİN
ANLAMAMAZLIKTAN GELME
BENİ DELİ EDECEK KADAR DELİSİN....

..........................................................

Tırnak izlerin vardı omuzlarımda
Aynaya son baktığımda...
Senin nazarında bir şakaydı belki... ama
Benim için belki hatıra...

...........................................................

Sen benim çok bilinmeyenli denklemim
Sen benim asal sayım
Ben seni kare köklerinden buldum
Ne olur bizi hesaplayın...

B.E.








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder